Acımayı bize Acımak romanı gayette öğretebilir. Olayların görmediğimiz yönleri bir anda karşımıza çıkar. Engel olamayız buna. Baba, bir insan için en önemli gıdadır hayata hazırlanmada. Baba bizi hayata hazırlar. Yaşadığı acılar, mutluluklar hepsi bize öğüt verir, yol belirler. Bir insanın babasının olmaması hayattaki pusulasının olmaması demektir. Zehra, babasıyla doyasıya hayatı tadamadı.Annesi ondan babasını çaldı, çocukluğunu. Zehra annesi sayesinde kendine acıdı aslında. Nasıl bunu anlayamadım diye. Acıdı ve acımayı kendine öğüt edindi. Kitapta da çok beğendiğim bir kısımı sizlerle paylaşmak istiyorum: 'Bunun için acımak, birbirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazım.' Günümüzde biz kime acıyoruz diye etrafınıza bakın. Eminim hepimiz İstanbul'da sokaklarda yaşayan mültecilere acıyoruz. Dermansız bir hastalığı olan birisine, belki de maddi sıkıntıları olan birine. Herkes bir eksiği olan birine acır. Ama siz hiç her şeyi tam olan mutlu birisine acımadınız. Zehra acımalı. Çünkü kimse onun kadar büyük bir ders çıkaramaz. Onlar bu kadar acıyamaz. Meveddet Hanım'ın annesi eminim şu an cehennemde yanıyordur. Onun hakkında hiçbir şey söylemek istemiyorum çünkü bir çocuğun elinden çocukluğunu, gençliğini aldı. Biraz sinirleniyor insan bu kadar sinsi insan görünce. Benim aklıma o kadın gelince kafamda süpürgeli cadı canlanıyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder